Harran Üniversitesi öğrencisi Çin’i anlatan haberiyle yarışmaya katılıyor!
Çin’i farklı yönleriyle ele alan özgün ve nitelikli medya içeriklerini teşvik etmek amacıyla düzenlenen “Çin ile Tanıştım Haber Ödülleri "yarışmasına, Harran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Programcılı bölümü öğrencisi İrem Yıldırım da hazırladığı haber çalışmasıyla katılacak.

Çin’in kültürü, tarihi, toplumsal yapısı, ekonomisi, teknolojisi ve günlük yaşamı gibi farklı alanlarının çok boyutlu şekilde ele alınmasını amaçlayan yarışma, gençlerin özgün medya içerikleri üretmesini teşvik ediyor.
Harran Üniversitesi öğrencisi İrem Yıldırım da yarışma kapsamında hazırladığı haber çalışmasıyla Çin’i farklı yönleriyle ele alarak yarışmaya başvurdu. Yıldırım’ın hazırladığı içerikle, Çin’in çeşitli yönlerinin okuyucu ve izleyicilere özgün bir bakış açısıyla aktarılması hedefleniyor.
İrem Yıldırım’ın hazırladığı haber çalışması, yarışma kapsamında değerlendirmeye sunulacak.
Yıldırımın hazırladığı haber şu şekilde;
"Balık Kemiklerinin Sanatsal Dönüşümü
Sanatçı Shi Feng, Huzhou’nun Digang Köyü’nde sergilenen balık kemiği eserleriyle, geleneksel Çin mimarisinin mitolojik figürlerini yeniden yorumluyor.
Çin’in Huzhou kentinin Digang Köyü’ndeki, Huzhou Dutluk ve Balık Kültürü Araştırma Enstitüsü’nde sergilenen “Balık Kemiği Atı” eserleri, balık kemiklerini geleneksel Çin mimarisindeki mitolojik figürlerle buluşturuyor. Sanatçı Shi Feng, 10 yılı aşkın süredir toplayıp işlediği kemikleri, alışılmadık bir sanat malzemesine dönüştürüyor. Somut Olmayan Kültürel Miras vurgusuyla sunulan “Balık Kemiği Atı” sergisi, balığın insan, doğa ve sanat arasındaki ilişkiye uzanan sıra dışı dönüşümünü ortaya koyuyor.
(Balık kemiklerinden oluşturulan heykel)
Balık kemiğinin sanat eserine dönüşmesi, balıktan ayrılan kemiklerin temizlenip işlenmeye uygun hale getirilmesi ve ardından biçimlerine göre ayrıştırılmasıyla başlıyor. Sanatçının önündeki malzeme hazır bir heykel hammaddesi olmadığından, tüketimin ardından geride kalan kemiklerin toplanması, temizlenmesi ve uygun parçaların seçilmesi gerekiyor. Farklı büyüklük ve biçimlerdeki kemikler, oluşturulacak figürün farklı bölümlerine göre değerlendiriliyor. Geniş ve yassı parçalar baş ve gövde gibi hacimli bölümlerde kullanılırken, ince kılçıklar ve omurga parçaları daha küçük ayrıntıları oluşturuyor.
(Enstitü çalışmanı, ziyaretçilere balık kemiklerinin birleştirme tekniğini ve yüzey dokusunu açıklarken.)
Eserlerin arka planındaki işçiliği ve ziyaretçilerin gördükleri doku karşısındaki şaşkınlığını, enstitüde çalışan bir görevli şu sözlerle aktarıyor:
Ziyaretçiler ilk bakışta eserlerin üzerindeki parlaklığı veya donmuş damla dokusunu özel bir vernik ya da reçine sanıyor. Parçaların balık kemiklerinden oluşuyor ve sabitleme aşamasında ise doğrudan yapıştırıcı dökülerek birleştiriliyor.
Eserlerde balığın kılçıklarında, omurga parçalarının kenarlarında ve kemiklerin birleşim noktalarında küçük şeffaf damlacıklar dikkat çekiyor. Sergideki farklı çalışmalarda da görülen bu damlacıklar, yalnızca parçaları bir arada tutan bağlantı noktaları olarak kalmıyor. Parlak yüzeyleri, kemiklerin doğal ve mat dokusuyla karşılaşarak eserlerin görsel bütünlüğünü tamamlıyor. Şeffaf yüzeyler figürlere ıslak ve canlı bir görünüm kazandırırken, balığın kemiğinden geriye kalan kuru parçalar üzerinde suyla kurulan ilişkinin görsel bir izini bırakıyor.
ÇATILARDAN VİTRİNLERE
Sergi alanında cam vitrinler içinde üç boyutlu figürler, duvarlarda ise balık kemiklerinden oluşturulmuş kabartmalar yer alıyor. Eserler arasında “Balık Kemiği Atı” serisi özellikle dikkat çekiyor. Farklı büyüklükteki kemik parçalarının bir araya getirildiği figürlerde, balığın anatomisine ait parçalar bir atın başını, gövdesini ve hareketini tarif ediyor.

(Balık kemiklerinden oluşturulan rölyef ve heykel çalışmalarından bir görünüm.)
İlk bakışta cam vitrinin içinde başını yukarı kaldırmış bir at görülüyor. Yaklaşıldığında ise figürün alışılmış bir heykel malzemesinden oluşmadığı fark ediliyor. Gövde ve başta balık çeneleri, solungaç kapakçıkları, omurga parçaları ve ince kılçıklar birbirine eklenerek yeni bir form oluşturuyor. Serginin “Ben ve Balık Kemiği Atı” başlıklı panosunda sanatçı Shi Feng, bu çalışmanın ardındaki yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor:
“Ben de bir kemik sanatı sevdalısı olarak, 10 yılı aşkın süredir balık kemiklerini topluyor, üç boyutlu balık kemiği enstalasyon sanatını araştırıyor ve uzun yıllar süren çalışmaların ardından ‘Balık Kemiği Atı’ serisini tamamlıyorum. İlk konseptten tasarıma, şekillendirmeden bitmiş esere kadar her bir aşama zorluklar ve zorlu sınamalarla doluydu. Bu eserler aracılığıyla yaşamın güzelliğini, doğa ile uyumu ve doğadaki tüm canlıların çeşitliliğini ifade etmek istedim.”
Sergide “Çatı Sırtındaki Gök Atı” (Wūjǐ Tiānmǎ) çalışması ise geleneksel Çin mimarisinde çatı sırtlarına yerleştirilen ve yapıları yangından koruyup, uğur getirdiğine inanılan Tianma figüründen esinlenilmiştir. Bu durumda burada dönüştürülen yalnızca bir malzeme değil aynı zamanda farklı dönemlere ve anlamlara ait kültürel imgeler oluyor.
(Geleneksel Çin mimarisindeki Tianma figüründen esinlenilerek balık kemikleriyle oluşturulan eser.)
Aynı vitrinde at heykellerinin yanı sıra Çin mimarisinde, felaketlerden koruma, adalet ve barış getirme gücünü temsil eden deniz atı (Hǎimǎ) ve ejderha (Dǒuniú) formlarını andıran heykeller de bulunuyor. Su, yağmur ve koruyuculukla ilişkilendirilen bu figürler, kemik sanatı aracılığıyla kendi biyolojik kökenine, kültürel bir anlatı üzerinden yeniden temas etmiş oluyor. Sanatçı, balığın çene kemiklerindeki doğal kavisleri ve omurga segmentlerinin esnek dizilimini kullanarak bu canlıların hareket hissini yakından yakalıyor.
Çin'deki Tianma figürünün taşıdığı bu göksel ve koruyucu anlam, Türk kültüründeki at imgesiyle de farklı bir noktada kesişiyor. Türk mitolojisi ve destanlarında at, kahramana eşlik eden, olağanüstü özellikler taşıyan ve kimi anlatılarda gökle, suyla ve doğaüstü güçlerle ilişkilendirilen bir figür olarak karşımıza çıkıyor. İki kültürdeki anlatılar birbirinin aynısı olmasa da atın sıradan bir hayvanın ötesine taşınması dikkat çekici bir ortaklık oluşturuyor. Buradaki benzerlik, atın her iki kültürel dünyada da sıradan bir hayvanın ötesinde anlamlar kazanabilmesinden kaynaklanıyor.
(Vitrin içinde ışıklandırılarak kemik dokusu öne çıkarılan heykellerden bir görünüm)
ÜRETİMDEN TÜKETİME, TÜKETİMDEN SANATA
Bu hikâyenin geçtiği yer de eserlerin kendisi kadar önemli. Digang Köyü'ne ulaşıldığında ilk dikkat çeken şey, bölgenin suyla kurduğu köklü ilişki oluyor. Köyün çevresindeki su kanalları, balıkçılık ve tarımsal üretim, buradaki yaşamın kültürel dokusunu oluşturuyor. Eserlerin bulunduğu Huzhou Dutluk ve Balık Kültürü Araştırma Enstitüsü, bölgenin geleneksel dutluk-balık havuzu sistemi üzerine kurulan kültürel aktarım çalışmalarının merkezlerinden biri. Bölgedeki bu sistem, dut ağaçları ile balık yetiştiriciliğini aynı ekolojik döngü içerisinde buluşturan geleneksel bir üretim modeline dayanıyor. Bu nedenle balık kemiğinden yapılan eserlerin sergilendiği yerin seçimi de tesadüf değil Burada balık yalnızca yetiştirilen ve tüketilen bir canlı değil, yüzyıllar içinde üretim biçimlerini, gündelik yaşamı ve kültürel hafızayı şekillendiren bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Balık kemiğinin sanat malzemesine dönüşmesi de bu ilişkinin başka bir katmanını oluşturuyor.
(Huzhou Dutluk ve Balık Kültürü Araştırma Enstitüsü'nden bir görünüm.)
SANATA DÖNÜŞEN KÜLTÜREL HAFIZA
Digang'da balık, sudaki yaşamdan sofradaki tüketime kadar uzanan ekolojik bir döngünün parçası. Sergideki eserler ise bu döngünün tüketimle sona ermediğini gösteriyor. Balığın kemiği burada yalnızca geride kalan bir atık olmaktan çıkıp yeni bir kültürel biçimin taşıyıcısına dönüşüyor. Shi Feng'in yıllara yayılan çalışmasında bir canlının anatomisine ait parçalar, Çin'in mitolojik ve mimari hafızasındaki figürleri yeniden kuruyor. Böylece Digang'daki hikâye, su, balıkçılık, geleneksel üretim, mimari semboller ve sanat aynı cam vitrinin içinde buluşuyor. Aynı vitrinde buluşan balık kemiği, göksel at ve geleneksel mimari, doğayla kurulan ilişkinin farklı kültürel biçimlerde nasıl yeniden yorumlanabildiğini gösteriyor."
Haber: İrem Yıldırım
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.
Benzer Haberler
TEKNOFEST Güneydoğu'da heyecan dorukta! Kastamonu...
Şanlıurfa'da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu 2026 kapsamında düzenlenen RoboLig Yarışması'da...
Harran Üniversitesi'nde ödül töreni: Şanghay yolcuları...
Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılı dolayısıyla Harran...
Harran Üniversitesi Hastanesi’nde Ramazan buluşması!
Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, Ramazan ayı dolayısıyla Harran...
Gündem Haberleri
TümüMeteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı: O illerde...
Meteoroloji Salı günü için hava tahmin raporunu paylaştı. Hangi illerde kuvvetli yağış...
Siverek Devlet Hastanesi’nde görev değişimi! Abdurrahman...
Siverek Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Münir Kaya, görevini Uzman Doktor Abdurrahman...
Başkan Gülpınar’dan TEKNOFEST Güneydoğu’ya davet!
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında...
Harran Üniversitesi Hastanesi’nde kuduz farkındalık eğitimi!
Harran Üniversitesi Hastanesi’nde, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü kapsamında kuduz hastalığı, bulaş...
Vali Şıldak’tan Kurtuluş Müzesi’ne ilk ziyaret!
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, çalışmaların tamamlanmasının ardından ilk ziyaretçilerini...
Şanlıurfa'daki deprem güvenlik kameralarına yansıdı!
Şanlıurfa'da meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki deprem anına ait güvenlik kamerası görüntüleri...
Ruha TV ve Urfa Haber'de deprem anı!
Şanlıurfa’da meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki depreme çalışırken yakalanan Ruha TV personelinin...
Şanlıurfa’da vatandaşlar panikle şehri terk etmeye başladı
Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde saat 10.40'ta 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Muhammed Kendirci davasında mahkemeden tutukluluk kararı!
Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde 15 yaşındaki Muhammed Kendirci’nin kompresörle yüksek basınçlı...
Şanlıurfa’da tanınan iş insanı hayatını kaybetti
Şanlıurfa’nın tanınan iş insanı Mustafa Akdağ 65 yaşında hayatını kaybetti. Akdağ’ın defin ve...
Urfa'da bağ evi hırsızı JASAT’tan kaçamadı!
Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde bağ evinden çok sayıda çeşitli malzemelerin çalınmasına ilişkin...
Şanlıurfa’daki 3 ilçenin hükümet konakları tamamlandı!
Şanlıurfa’nın üç ilçesinde daha İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan hükümet konaklarının yapımı...






