Osman Hamdi Bey'in resimlediği "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı ve kendisinin de modellik yaptığı muhteşem tablosunda, önünde durduğu pencerenin üstünde yer alan sivri kemerli alınlıkta “Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb” yani “Kalplerin şifası, Sevgiliyle (Hz. Muhammed) buluşmaktır” yazılı.
“Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb” genelde İslâm mimarisinde köprüler ve kemerler üzerine yazılan bir
hadis-i şerif olarak bilinir.
Malum-u alileri, mimaride köprüler ve kemerler genelde iki noktayı birleştiren, üzerine binen ağırlığın dağılımını dengeli olarak sağlayan taşıyıcı unsurlardır.
Dinî literatürde karşılığı ‘kantara’ tabir edilen köprü kelimesi tasavvufta ise Cennet ile dünya arasındaki geçişin sembolü olarak ifade edilmekte... Bu bağlamda Osman Hamdi Bey'in tablosunda “Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb” kitabesine yer vermesi tesadüf değil bir sanatçı duyarlığı, tercihi ve bilgeliği olmalı diye düşünüyorum.
Sanatçının mekan olarak Bursa Yeşil Cami'nin üst kat odasında başladığı tablosunda yerdeki yeşillikleri yemekte olan altı kaplumbağayı düşünceli bir tavırla izleyen, etekleri işlemeli turuncu kaftan içinde bir erkek figürü görülüyor.
Elinde bir ney tutmakta, sırtında nakkare veya kudüm cinsinden bir vurmalı çalgı durmaktadır. Adamın elinde, sırtında yer alan çalgılar derviş olabileceğini akla getirse de, başlığı Elbise-i Osmaniye’de “yemeniler dolanmış keçe kalpak” olarak tanımlanan “Mardinli Kürd” tipinin başlığına benzetilmekte...
Kaplumbağalara doğrŞifâü’l-Kulûb Likâü’l-Mahbûb”
“Kalplerin Şifası, Sevgiliyle Buluşmaktır”
Osman Hamdi Bey'in resimlediği "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı ve kendisinin de modellik yaptığı muhteşem tablosunda, önünde durduğu pencerenin üstünde yer alan sivri kemerli alınlıkta “Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb” yani “Kalplerin şifası, Sevgiliyle (Hz. Muhammed) buluşmaktır” yazılı.
“Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb” genelde İslâm mimarisinde köprüler
ve kemerler üzerine yazılan bir hadis-i şerif olarak bilinir.
Malum-u alileri, mimaride köprüler ve kemerler genelde iki noktayı birleştiren, üzerine binen ağırlığın dağılımını dengeli olarak sağlayan taşıyıcı unsurlardır.
Dinî literatürde karşılığı ‘kantara’ tabir edilen köprü kelimesi tasavvufta ise Cennet ile dünya arasındaki geçişin sembolü olarak ifade edilmekte... Bu bağlamda Osman Hamdi Bey'in tablosunda “Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb” kitabesine yer vermesi tesadüf değil bir sanatçı duyarlığı, tercihi ve bilgeliği olmalı diye düşünüyorum.
Sanatçının mekan olarak Bursa Yeşil Cami'nin üst kat odasında başladığı tablosunda yerdeki yeşillikleri yemekte olan altı kaplumbağayı düşünceli bir tavırla izleyen, etekleri işlemeli turuncu kaftan içinde bir erkek figürü görülüyor.
Elinde bir ney tutmakta, sırtında nakkare veya kudüm cinsinden bir vurmalı çalgı durmaktadır. Adamın elinde, sırtında yer alan çalgılar derviş olabileceğini akla getirse de, başlığı Elbise-i Osmaniye’de “yemeniler dolanmış keçe kalpak” olarak tanımlanan “Mardinli Kürd”
tipinin başlığına benzetilmekte...
Kaplumbağalara doğru eğilmiş ellerini arkasında kavuşturmuş, elinde bir ney olan adamın biraz önce kaplumbağaları ney üfleyip, nakkare çalarak, terbiye etmeye çalışmış bir hali var...
Ney'i tutuşuna dikkat edilirse, ara vermiş, dinleniyor ve yeniden başlamak için sabırla kaplumbağaları izliyor gibi...
Ney sesine kaplumbağaların duyarlı olup eğitilecek olmaları bir soru işareti...
Dolayısıyla bu yaşlı terbiyeci
kaplumbağaları mı terbiye etmekte yoksa terbiye olmayanları terbiye ederken kendi mi terbiye olmaktadır bu da başka bir konu...
Pek çok anlam ifade edebilen bu şaheser tablo hakkında çok farklı yorumlar yapılması da belki bu yüzden...
1906 ve 1907 tarihlerinde "Kaplumbağa Terbiyecisi" isimli meşhur tablosunun iki farklı versiyonunu resimleyen (ilk resim Pera Müzesi'nde) Osman Hamdi Bey, Türk müzeciliğinin öncülerinden ve Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'nin, ( bendenizin de
mezunu olmaktan onur duyduğum) Güzel Sanatlar Akademisi'nin kurucusudur. Ayrıca oryantalist ilk Türk ressamlarından da birisi.
Yolunuz Beyoğlu'na, İstiklâl Caddesi'ne düşerse, İş Bankası Resim ve Heykel Müzesi'ne de bir uğrayınız lütfen, Türkiye'nin Mona Lisa'sı olma yolundaki "Kaplumbağa Terbiyecisi" Türk Resim Sanatı Tarihine yapacağınız bu yolculukta eminim sizin de ilginizi çekecektir.u eğilmiş ellerini arkasında kavuşturmuş, elinde bir ney olan adamın biraz önce kaplumbağaları ney üfleyip, nakkare çalarak, terbiye etmeye çalışmış bir hali var...
Ney'i tutuşuna dikkat edilirse, ara vermiş, dinleniyor ve yeniden başlamak için sabırla kaplumbağaları izliyor gibi...
Ney sesine kaplumbağaların duyarlı olup eğitilecek olmaları bir soru işareti...
Dolayısıyla bu yaşlı terbiyeci kaplumbağaları mı terbiye etmekte yoksa terbiye olmayanları terbiye ederken kendi mi terbiye olmaktadır bu da başka bir konu...
Pek çok anlam ifade edebilen bu şaheser tablo hakkında çok farklı yorumlar yapılması da belki bu
yüzden...
1906 ve 1907 tarihlerinde "Kaplumbağa Terbiyecisi" isimli meşhur tablosunun iki farklı versiyonunu resimleyen (ilk resim Pera Müzesi'nde) Osman Hamdi Bey, Türk müzeciliğinin öncülerinden ve Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'nin, ( bendenizin de mezunu olmaktan onur duyduğum) Güzel Sanatlar Akademisi'nin kurucusudur. Ayrıca oryantalist ilk Türk ressamlarından da birisi.
Yolunuz Beyoğlu'na, İstiklâl Caddesi'ne düşerse, İş Bankası Resim ve Heykel Müzesi'ne de bir
uğrayınız lütfen, Türkiye'nin Mona Lisa'sı olma yolundaki "Kaplumbağa Terbiyecisi" Türk Resim Sanatı Tarihine yapacağınız bu yolculukta eminim sizin de ilginizi çekecektir.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.






