RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Ahin Ahin Güneş
09.07.2025 20:28 · 45

Devletin Adaleti Faizle mi Ölçülür?

Yorumlar
Devletin Adaleti Faizle mi Ölçülür?

-Ahin GÜNEŞ'in Kaleminden...

Her şeyden önce bu yazı ne bir isyan, ne bir yargılama.

Bu yazı Urfa’nın sesidir, Anadolu’nun nefesidir.

İster köy kahvesinde, ister şehir merkezindeki çarşıda duyulan o iç çekişi satırlara taşımaktan ibarettir.

Urfa insanı, özellikle de esnafı, iş yapanı, ağır vergi borçları altında eziliyor.

HİÇ Mİ BUNU DUYAN YOK?

Urfa’nın seçilmiş milletvekilleri, bu konuda hiç mi mecliste tek kelime söyleyecek cesareti kendilerinde bulamıyorlar?

Urfa’ya karşı bu kadar mı duyarsızlar?

Gelin bu konuyu birlikte irdeleyelim…

 

DEVLETİN ADALETİ FAİZLE Mİ ÖLÇÜLÜR?

 

Vatandaşı vergi mükellefi yapan devlet, ne yazık ki aynı vatandaşı borçlusu hâline getirmekte pek mahir.

Peki, o zaman soralım:

Devletin adaleti gerçekten faizle mi ölçülür?

 

Bir esnaf düşünün…

KDV’sini günü gününe ödemek istiyor. SGK primini yatırmak istiyor. Ama çark dönmüyor. Müşteri yok, satış düşmüş, tahsilat aksıyor. Enflasyon ayrı yakıyor, kira ayrı boğuyor. Ay sonuna geldiğinde önce çalışanını düşünüyor, sonra çocuğunun okul masrafını… Ve vergi borcu bir sonraki aya kalıyor.

 

SONRA NE OLUYOR?

 

O borç büyüyor.

Faiz işliyor.

Bir ayda ödeyemediği 10 bin lira, birkaç ayda 15-20 bin liraya çıkıyor.

Devlet diyor ki: “Taksit yaparım ama faizsiz olmaz.”

Vatandaş diyor ki: “Kazanmıyorum ki kardeşim, faiz ödeyeyim.”

Ama bu ses, kulak bulamıyor.

 

Bugün Şanlıurfa gibi kadim bir şehirde, bu tabloyu bire bir yaşıyoruz.

Ciğercisi, kuyumcusu, çiftçisi, fırıncısı, otelcisi…

Hepsi birbirine zincirlenmiş durumda.

 

Turizm potansiyeliyle övündüğümüz Urfa’da

 • turist artık hesaba kitapla geliyor,

 • dönerci porsiyon küçültüyor,

 • otelci klimasını kısıyor,

 • hediyelik eşya satıcısı dükkânı erken kapatıyor.

 

Kuyumcu desen,

altının ateşiyle birlikte hem müşteri kaybetmiş hem malını yerine koyamıyor.

 

Tarım desen,

halimiz dert yumağı.

Geçenlerde bir çiftçi dostum “Bu yıl tarlayı tarlada bıraktım” dedi.

Şaşırdım.

“Marulu toplamadım bile, zararına” dedi.

“Tonlarca ürün ektim, ama o ürünü toplayacak işçiye vereceğim yevmiye, ürünün kendisinden pahalı.

Satmaya çalışsam, kamyonun mazotuna yetmiyor. O yüzden bıraktım. Gidip üzerine oturayım daha iyi.”

İnsanın içi sızlıyor…

 

BORÇ SADECE VERGİYLE BİTMİYOR

 

Urfa’da iş yapmaya çalışan insanlar, vergi borcunun altında ezildikleri yetmezmiş gibi, ticari alışverişlerinde, kirasını ödeyebilmek, elektriğini, suyunu kapattırmamak için kredi kartlarına yükleniyor.

Zaten kazanmıyorlar.

Bir yandan maliyeye, diğer yandan da bankalara borçlanıyorlar.

O borç da kart faizine biniyor.

Zincirleme bir reaksiyonla bu ekonomik döngü tamamen bir borç sarmalına dönüşüyor.

Yani bir cebinden Maliye alıyor, diğer cebinden banka çekiyor.

Ortada kazanç değil, sadece kayıplar kalıyor.

 

Bakın, bu insanlar devlete borçlanmaktan değil, borçlarını ödeyememekten utanıyor.

KDV’si birikmiş, SGK’sı şişmiş, bir de üzerine tecil faizi…

E ne yapsın bu halk?

 

Bu şehir, sadece tarihiyle değil, üretkenliğiyle de anılmak istiyor.

Ama çarşıda siftahsız kepenk kapatan esnafın, faize boğulmuş vergi borçlusunun hikâyesini kim dinliyor?

 

Devlet, vatandaşa güvenerek yapılandırma yapsa ne kaybeder?

Aksine, borçlunun gözündeki o karanlığı aydınlatır.

Kendi yurttaşına güven duymayan bir maliye, neyin tahsilatını bekler?

 

Devlet, millet için vardır.

Devletin kasası, milletin vergisiyle doludur.

Ama o vergi, sadece cebinden alınan para değildir.

Aynı zamanda vatandaşın devlete olan güvenidir.

 

Ve unutulmamalıdır ki:

Adalet; borcunu ödeyemeyene ceza kesmek değil, ödeyebileceği zemini sunmaktır.

 

Bugün bir yapılandırma yapılıyorsa, o yapılandırmanın özü “umut” olmalı.

İcra tehdidiyle değil, vicdan terazisiyle gelmeli.

 

Vergi borcu olan insan cezalandırılmak için değil, ayağa kaldırılmak için var edilmelidir.

Çünkü ayakta olan bir esnaf, bir çiftçi, bir memur; devlete yük değil, güç katar.

Ama faizle boğulan bir toplum, adaleti devletten değil, sokaktan öğrenir.

Ve işte o gün, devletin gücü değil, adaletsizliği konuşulur.

 

Soruyorum:

Devletin adaleti gerçekten faizle mi ölçülür?

 

Umarız ki Urfa esnafının, Urfa’da iş yapmaya çalışan insanların yaşadığı bu sıkıntıyı; Urfa’nın seçilmiş temsilcileri ve üst düzey bürokratları, ortak akılla hareket ederek yukarıya iletecek bir birliktelik ve sorumluluk refleksi gösterebilirler.

 

Ve elbette, bu “Devletin Adaleti Gerçekten Faizle mi Ölçülür?” başlıklı yazımızla, halkımıza, okuyucularımıza bazı düşüncelerimizi, fikirlerimizi, mesajlarımızı ulaştırmaya çalıştık.

 

Hayatı, doğruları, Urfa’yı ve ülkesini yürekten seven herkese saygılarla.



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu