RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Ahin Ahin Güneş
23.08.2026 19:47 · 74

Önyargıları Parçalamak

Yorumlar
Önyargıları Parçalamak

Meclis’te yasaları değiştirebilir, yeni süreçler başlatabilir, yeni bir toplumsal barışın hukuki zeminini oluşturabilirsiniz. Ama insanların zihnindeki duvarları yıkamıyorsanız, en zor mesele hâlâ önünüzde duruyor demektir. Çünkü kanunları değiştirmek mümkün; asıl zor olan önyargıları parçalamaktır.

Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde, yüzlerce kilometre öteden ekmek parası kazanmak için fındık toplamaya gelen Şırnaklı mevsimlik tarım işçilerinin karşı karşıya kaldığı görüntüleri izlerken aklıma Albert Einstein’a atfedilen o meşhur söz geldi:

“Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur.”

Belki de bugün Türkiye’nin üzerinde en fazla düşünmesi gereken cümlelerden biri budur.

Meclis’te istediğiniz kadar yasa çıkarabilirsiniz.

Yeni süreçler başlatabilir, komisyonlar kurabilir, hukuki düzenlemeler yapabilirsiniz.

Devletin dilini değiştirebilir, siyasetin dilini yumuşatabilirsiniz.

Bunların hepsi önemlidir.

Ama bir şeyi değiştirmediğiniz sürece bütün bunlar eksik kalacaktır:

İnsanların birbirine bakışını…

Önyargıları Parçalamak

Bir insanın zihninde, kendisinden farklı olana karşı yıllar boyunca biriktirilmiş önyargıyı ortadan kaldıramıyorsanız; Kürt denildiğinde, Türk denildiğinde, doğulu, batılı, Alevi, Sünni denildiğinde insanların zihninde önce kimlikler beliriyor, insanlık sonra geliyorsa, yalnızca kanun değiştirerek toplumsal barışı kuramazsınız.

Çünkü barış yalnızca Meclis’te yapılmaz.

Barış okulda yapılır.

Evde yapılır.

Sokakta yapılır.

Medyada kullanılan dilde yapılır.

Çocuğumuza diğer insanı nasıl anlattığımızda yapılır.

Ve en önemlisi, insanın zihninde yapılır.

Zonguldak’taki görüntülere bu nedenle yalnızca bir asayiş olayı olarak bakmamak gerekir. O görüntüler bize çok daha zor bir ödevimizin bulunduğunu hatırlatıyor:

Birbirimiz hakkındaki önyargılarımızla yüzleşmek.

Şırnak’tan Zonguldak’a giden insanın amacı kavga etmek değil; çalışmak, alın teri dökmek ve evine ekmek götürmektir.

Zonguldak’ın köylüsü de bu ülkenin insanıdır, Şırnak’ın işçisi de…

Birinin toprağı diğerinin emeğine, diğerinin emeği de o toprağın ürününe karışıyorsa aslında hayat çoktan bizi birbirimize bağlamıştır.

Siyasetin görevi de yalnızca kanun çıkarmak değil, bu ortak hayatın dilini kurabilmektir.

Türkiye gerçekten yeni bir döneme girecekse mesele sadece silahların susması veya birtakım yasal düzenlemelerin yapılması değildir.

Asıl mesele zihinlerdeki duvarların yıkılmasıdır.

Çünkü kanunu bir gecede değiştirebilirsiniz.

Bir yönetmeliği birkaç imzayla değiştirebilirsiniz.

Bir siyasi süreci birkaç ay içerisinde başlatabilirsiniz.

Ama yüz yılda oluşmuş önyargıları bir gecede ortadan kaldıramazsınız.

Bunun için eğitim gerekir.

Empati gerekir.

Adalet gerekir.

Birbirimizi dinlemek gerekir.

Ve belki de en önemlisi, yıllardır birbirimize öğretilen korkularla yüzleşmek gerekir.

Türkiye’nin bugün önünde duran mesele, yalnızca yeni yasaların nasıl yazılacağı değildir. Asıl mesele, bu ülkenin insanlarının birbirine nasıl bakacağıdır.

Çünkü hiçbir yasa, insanın zihnindeki nefreti tek başına silemez.

Hiçbir komisyon, toplumun içine yıllar boyunca işlemiş önyargıları birkaç toplantıyla ortadan kaldıramaz.

Hiçbir siyasi irade, toplum değişmeye hazır değilse tek başına kalıcı bir barış inşa edemez.

Devlete, siyasete ve Meclis’e elbette büyük görevler düşüyor. Ama aynı ölçüde topluma, medyaya, eğitim sistemine ve hepimize de görev düşüyor.

Belki de artık birbirimize sürekli kim olduğumuzu sormak yerine, nasıl bir insan olduğumuza bakmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Bugün bize düşen yeni düşmanlıklar üretmek değil;

çocuklarımıza eski düşmanlıkları miras bırakmamaktır.

Çünkü gerçek toplumsal barış, Resmî Gazete’de yayımlandığı gün değil;

bir insan, karşısındaki insanın kimliğini sormadan onun acısını kendi acısı gibi hissedebildiği gün başlar.

Einstein’a atfedilen sözde olduğu gibi:

Atomu parçalamayı başardık.

Şimdi sıra önyargıları parçalamakta.

Ve galiba Türkiye’nin en zor, ama en gerekli işi tam da budur.

Hayatı, doğruları ve önyargıları sorgulayabilecek; gerektiğinde önyargıları parçalayabilecek ferasete sahip olan herkese saygılarla…



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu