RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Ahin Ahin Güneş
15.04.2026 09:42 · 77

Siverek’te Sıkılan Kurşun, Hepimize Sıkıldı

Yorumlar
Siverek’te Sıkılan Kurşun, Hepimize Sıkıldı

Siverek’te bir okul…
19 yaşında bir genç…
Elinde pompalı tüfek…

Sonuç: Bir öğretmen ağır olmak üzere 17 yaralı ve ardından gelen bir intihar.

Bu sadece bir “asayiş haberi” değildir.
Bu, bir toplumun aynaya bakması gereken kırılma anıdır.

 

Bugün Türkiye’de ekranlara baktığımızda iki tablo görüyoruz:
Sabah kuşaklarında aile mahremiyetinin reyting uğruna tüketildiği programlar…
Akşam kuşaklarında ise “kendi adaletini kendisi sağlayan” karakterlerin kahramanlaştırıldığı diziler…

Şiddet, çözüm gibi sunuluyor.
Öfke, meşru bir refleks gibi pazarlanıyor.
Ve biz fark etmeden buna alışıyoruz.

Ama asıl tehlike, bu tür olaylardan sonra verilen tepkilerdedir.

Geçmişte çocuk istismarı gibi ağır ve utanç verici olayların ardından, ülkenin önde gelen bir siyasetçisinin sarf ettiği “bir kereden bir şey olmaz” sözü hafızalardadır.
O gün bu söz büyük tepki çekti, ancak zaman içinde daha tehlikeli bir şeye dönüştü: normalleşmeye.

Bugün geldiğimiz noktada, çocuk istismarı vakalarının sayısındaki artış, bu tür yaklaşımların ne kadar yanlış ve yıkıcı olduğunu açıkça göstermektedir.

“Bir kereden bir şey olmaz” demek; suçu küçültmektir, mağduru görmezden gelmektir ve en önemlisi benzer olayların önünü açmaktır.

Aynı şekilde “münferit bir olay” diyerek geçiştirmek de çözüm değildir. Tam aksine bu söylem, sorunun üstünü örten bir perde değil; ateşi körükleyen bir rüzgârdır. Çünkü her “münferit” denilen olay, aslında bir zincirin halkasıdır.

Büyük felaketler küçük başlangıçlarla ortaya çıkar. Atom bombasındaki yıkıcı güç, tek bir reaksiyonla başlar. Bir parçacığın sürece dahil olmasıyla başlayan zincirleme etki, geri dönülmez sonuçlar doğurur. Toplumsal olaylar da böyledir. Bir kez görmezden gelinen şiddet, bir kez hafife alınan suç, bir kez “olur böyle şeyler” denilen sapma zamanla büyür, yayılır ve kontrol edilemez hâle gelir. Ve sonuç: Siverek.

Siverek’teki 19 yaşındaki genç, bu ülkenin çocuğuydu. Elindeki silah kadar, zihnindeki algı da bu toplumun ürünüdür. Kurşun sıktığı arkadaşları da, öğretmeni de… Hiç kimse bu tablonun dışında değildir.

Yıllar önce Türk sinemasında farklı bir dil vardı. Aileyi ayakta tutan hikâyeler, zor şartlarda bile doğruyu seçen karakterler… Bugün ise güç, intikam ve korku daha çok izleniyor, daha çok satılıyor. Toplum ne izlerse, bir süre sonra ona benzemeye başlar.

Çözüm açıktır. Televizyon yayınları ciddi denetime tabi tutulmalı. Şiddeti özendiren içeriklere açık sınırlar getirilmelidir. Aile yapısını güçlendiren, gençlere doğru rol modeller sunan yapımlar teşvik edilmelidir. Ve en önemlisi; çocuklarımız bireysel silahlanma, uyuşturucu, sanal kumar ve şiddet kültürüne karşı sistemli bir eğitimle korunmalıdır.

Siverek’te yaşanan olayda sadece kurşunlar değil, umutlar da yaralandı. Ağır yaralı bir öğretmen, yaralanan öğrenciler ve henüz 19 yaşında kendi hayatını sonlandıran bir genç… Bir çocuğun doğumu zordur. Onu büyütmek, yetiştirmek, geleceğe hazırlamak daha da zordur. Ama kaybetmek, bir anda geri dönüşsüz şekilde kaybetmek… Bu, sadece bir ailenin değil, bir toplumun kaybıdır.

Bu nedenle mesele basit değildir. Bu bir uyarıdır. Eğer bugün “bir kereden bir şey olmaz” denilmeye devam edilirse, eğer her olay “münferit” diye geçiştirilirse, yarın başka bir şehirde, başka bir okulda aynı manzarayı konuşuruz. Ve o gün geldiğinde artık sorulacak soru şudur: Bu zincirin ilk halkasında neden durmadık?

Hayatı, doğruları, Urfa’yı ve ülkesini seven herkese saygıyla.

Siverek’te Sıkılan Kurşun, Hepimize Sıkıldı

 



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu