RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Ahin Ahin Güneş
24.05.2026 11:50 · 45

Urfa, Birbirine Benzeyenlerin Şehri

Yorumlar
Urfa, Birbirine Benzeyenlerin Şehri

“Urfa’da herkes birbirine benzemeye başlayınca anladım;
kalabalık büyümüş ama karakter sahibi insanlar azalmıştı.”

Geçenlerde, yıllar önce Urfa’da çalıştığı dönemde tanıştığım bir arkadaşım beni aradı.
Uzun yıllar önce Urfa’dan ayrılmış, ardından Avrupa’ya yerleşmişti.

Telefonun diğer ucunda önce eski günlerden konuştuk.
Oradan buradan derken sohbet uzadı, yılların hasretini giderdik.

Bir süre sonra konuşmanın bir yerinde bana dönüp şunu sordu:

“Urfa nasıl?
Durumlar nasıl?
Kimler var, kimler yok?”

Bir an durup düşündüm.

Sonra ona sadece şunu söyledim:

“Hiç kimse…”

Önce sustu.
Ardından hafif şaşkın bir ses tonuyla:

“Nasıl yani?” dedi.

Ben de ona şunu söyledim:

“Bu şehirde herkesin birbirine benzediğini gördükten sonra anladım ki, aslında bu şehirde kimse yokmuş.
Yüzler vardı ama karakter yoktu.
Kalabalık vardı ama iz bırakacak bir ruh yoktu.
Herkes birbirine o kadar benziyordu ki; çünkü kimse kendisi olmayı göze alamıyordu.”

Aslında mesele sadece insanlar da değil.

Bu şehrin sokakları birbirine benziyor.
Kafaları birbirine benziyor.
Tepkileri birbirine benziyor.
Korkuları birbirine benziyor.
Hatta hayalleri bile birbirine benziyor.

Belediye başkanları birbirine benziyor.
Verilen vaatler birbirine benziyor.
Siyasetçileri birbirine benziyor.
Akademisyenleri birbirine benziyor.
Sanatçıları birbirine benziyor.
Mimari yapısı birbirine benziyor.
Esnafı birbirine benziyor.

Farklı alanlarda yaşıyor olsalar da, aynı ezberlerin içinde hareket ediyorlar.

Kimse bulunduğu kalıbın dışına çıkmak istemiyor.
Çünkü bu şehirde farklı olmak, çoğu zaman yalnız kalmayı göze almak demek.

Belki de bu yüzden yıllardır neden yalnızlaştığımı şimdi daha iyi anlıyorum.

Çünkü birbirine bu kadar benzeyen bir şehirde, biraz farklı düşünen herkes zamanla yalnızlaşır.

Bazen insan kalabalığın içinde değil, aynılaşmanın içinde kaybolur.

Farklı konuşanın ya sesi kısılıyor, ya yalnız bırakılıyor ya da zamanla o da kalabalığa benzemeye mecbur ediliyor.

Sonra dönüp hep aynı soru soruluyor:

“Bu şehir neden ilerlemiyor?”

Çünkü ilerleme; aynı düşünen insanların çoğalmasıyla değil, farklı düşünebilen insanların varlığıyla başlar.

Dünyanın en eski kadim şehirlerinden birinde yaşıyoruz.
Binlerce yıllık bir tarihten söz ediyoruz.

Ama bazen geçmişi otuz kırk yılı bile bulmayan şehirlerin gerisinde kaldığımız gerçeğiyle yüzleşemiyoruz.

Çünkü geçmişin büyük olması, geleceğin de büyük olacağı anlamına gelmiyor.

Bir şehir ancak;
üreten insanıyla,
sorgulayan insanıyla,
risk alan insanıyla,
kendisi olmayı göze alabilen insanıyla büyür.

Çünkü bazı şehirleri binalar değil; farklı düşünebilen, birbirine benzemeyen insanlar büyütür.

Herkesin birbirine benzediği bir şehir ise ilerleme kaydedemez.

Ve insan bir süre sonra şunu fark ediyor:

Aynılaşan şehirler, zamanla ruhunu kaybeder.
Ruhunu kaybeden şehirler ise sadece kalabalıklaşır…
Ama asla büyüyemez.

Hayatı, doğruları, insanlığı ve memleketini gerçekten seven herkese saygıyla.



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu