Sokağa Çıkınca Anlaşılır: Kim Hizmet Etti, Kim Etmedi
Şanlıurfa’da ister seçilmiş olun ister atanmış; makam koltuğunda değil, sokağın ortasında sınav verirsiniz. Görev sürenizde neyi yaptığınızı, neyi beceremediğinizi millete anlatamadığınız sürece hiçbir anlamı yoktur. Çünkü sokak sizi ya alkışlar ya da yüzünüze gerçekleri çarpar. Üçüncü yol yoktur.
Bu şehirde bazıları hâlâ sanıyor ki; “Ben koltuğa oturdum, işler kendiliğinden yürüyor.”
Hayır efendim, koltuk hizmetkârını değil, hizmetkâr koltuğu yüceltir.
Basınla Çalışmak Değil, Basın Çöplüğünden Kurtulmak Lazım
Bugün ne yazık ki Şanlıurfa’da basın adı altında dolaşan bir kalabalık var:
Devlet terbiyesi yok, meslek ahlakı yok, parlamento adabından bihaber…
Sırf bir kart taşıyorlar diye kendilerini gazeteci sanıyorlar.
İşte tam da bu yüzden seçilmişlerin ve atanmışların ilk yapması gereken şey şudur:
Yanına yaklaşan herkes gazeteci değildir. Çoğu, çıkar avcısıdır.
Bunu anlamanın da yolu basit:
Danışmanına bir talimat vereceksin—“Bana bu şehirde işini gerçekten yapan basın mensuplarının listesini çıkar.”
Üç dakikada önüne gelir.
İnternet var, arşiv var, teknoloji var.
Bir gazeteci dediğin üç ayda kaç haber yazmış, hangi konulara değinmiş, nerede duruyor?
Hepsi ortada.
Ama bir şartla:
Danışman gerçekten çalışıyorsa…
Rektör Güllüoğlu'na Açık Çağrı
Harran Üniversitesi Rektörü Sayın Güllüoğlu da bu yanlışlarla yüzleşti.
Sayın rektörüm, size canlı yayın teklif eden birinin CV’sine bakmıyorsanız büyük hata yapıyorsunuz.
Basın biriminiz zaten elinizin altında.
Bir dosya açtırırsınız, bir telefon ettirirsiniz, kim kimdir öğrenirsiniz.
Aksi hâlde seviyesizlerin şov malzemesi olursunuz ve vebali de yalnızca size yazar.
Bir Milletvekili Danışmanının İtirafı
Geçtiğimiz günlerde bir milletvekilinin danışmanını aradım.
Danışmanın bana söylediği söz aynen şu:
“Necdet Bey, bizi arayan basın mensubu çok ama çoğunun ne söylediği, ne istediği belli değil.”
Bu cümle aslında her şeyi özetliyor.
Sorun basında değil; sorun basın görünümlü çıkar çevrelerinde.
Çözüm yine belli:
Her teklifi getirenin CV’si incelenir, geçmişi araştırılır, ne olduğu anlaşılır.
Bir zahmet bunu yapacak bir danışmanınız olsun.
Terbiye Sahibi Devlet Adamlarını da Gördük
Ben parlamentonun adabını rahmetli Necmettin Cevheri gibi devlet adamlarından öğrendim.
Cenap Gülpınar, Mehmet Ali Cevheri gibi isimler devleti temsil etmenin ne demek olduğunu bilen insanlardı.
Atanmışlarda ise rahmetli Vali Erdoğan Cebeci ve Abdullah Erin örnektir.
Bu şehir böyle adamları da gördü; maskeli tipleri de görüyor.
Son Söz
Buradan Şanlıurfa’daki tüm seçilmişlere ve atanmışlara sesleniyorum:
Artık sapla samanı birbirinden ayırın.
Kim gazeteci, kim soytarı;
Kim hizmet ediyor, kim sadece koltuğun gölgesinde geziyor;
Kim devleti temsil ediyor, kim devleti kullanıyor…
Hepsi ortada.
Yeter ki görmek isteyin.

Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.






