UPİSAŞ’tan SANKO’ya: İki Şehrin Hikayesi
UPİSAŞ, Şanlıurfa’nın geçmişteki en büyük yatırımlarından biriydi.
Halk arasında “iplik fabrikası” olarak bilinen bu tesis, ilk defa onlarca insanı aynı çatı altında buluşturmuş, yüzlerce aileye ekmek kapısı olmuştu.
Bu fabrikanın en büyük hisseleri ise Gürüz ailesine aitti.
Gürüz ailesi, cesareti ve girişimciliğiyle Şanlıurfa’ya ticari anlamda yeni bir vizyon kazandırmaya çalıştı.
Nasıl ki Konukoğlu ailesi Gaziantep’te SANKO Holding’in temelini attıysa, Gürüz ailesi de Şanlıurfa’da UPİSAŞ markasıyla aynı yolda yürüyebilirdi.
Ama olmadı…
Çünkü Şanlıurfalılar, destek olmak yerine köstek olmayı tercih etti.
Bugün o devasa fabrikanın yerinde koca bir harabe var.
Bir zamanlar makinelerin sesiyle dolan o alan, şimdi atların otladığı bir boşluğa dönüştü.
Gaziantep halkı ise kendi girişimcisine sahip çıkarak, SANKO Holding’i dünya çapında bir markaya dönüştürdü.
Peki bizde neden olmadı?
Neden UPİSAŞ’ın hikayesi yarım kaldı?
Neden Şanlıurfa, sanayileşme trenini bir kez daha kaçırdı?
Bu sorular yıllardır masaya yatırılmadı.
Ne siyasetçiler tartıştı, ne yöneticiler gündeme getirdi.
Basın da bu konuyu derinlemesine ele almadı.
Şanlıurfa’da her şey, dedikoduların ve kişisel egoların arasında kayboldu gitti.
Bugün geldiğimiz noktada, Şanlıurfa’da varlık sahibi ailelerin büyük kısmı hâlâ şu anlayıştan uzak:
> “Bu memleketten kazandığımı yine bu memlekete yatırmalıyım.”
Rahmetli Sakıp Sabancı’nın şu sözü kulağımızda çınlamalı:
> “Bu toprağın insanından kazandığını, yine bu toprağa yatırmak gerekir.
Sonuç ortada…
Kim kazandı, kim kaybetti?
Halk kaybetti.
Ama ne acıdır ki, halk kaybetmesine neden olanları hâlâ ayakta alkışlamaya devam ediyor.
Ve çözüm mü?
Başın düşünce dara, Seydi Amcayı ara…

Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.






