Urfa’da Zübükleşen Düzen “Eski Hamam, Eski Tas”
Şanlıurfa, tarih boyunca medeniyetlerin kavşağı, bereketin ve emeğin şehri olmuştur.
Fakat bugün bu kadim şehir, bir başka sınavdan geçiyor: liyakat sınavından.
Yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz. İsimler değişiyor ama senaryo aynı kalıyor.
Birileri her seçimde “değişim” diyerek geliyor, sonra eski alışkanlıklar yeniden kök salıyor.
İşe alımlar, terfiler, görevlendirmeler — çoğu zaman “tanıdık kim?” sorusuyla şekilleniyor.
Kimin emeği, kimin hakkı olduğuna bakılmadan, yakınlık liyakatin önüne geçiyor.
Bir zamanlar kahvede çay taşıyan, tanıdığın o çocuk, bir bakmışsın devletin maaşlı memuru.
Sınav yok, ölçme yok, değerlendirme yok.
“Babamın arkadaşı, hocamın öğrencisi, falancanın akrabası…”
Bu zincir böyle uzayıp gidiyor.
Sonra biri çıkıyor, “ben sistemi değiştireceğim” diyor.
Ama sistem değil, sadece isim değişiyor.
Zübükleşmiş bir düzenin içinde, herkes yerini korumaya, biraz daha yaklaşmaya çalışıyor.
Devletin malı “beytülmal” olmaktan çıkıyor, “bizim mal” anlayışına dönüşüyor.
Bugün Şanlıurfa’nın en büyük problemi, ne yol ne su ne de imar…
Asıl mesele, adaletin kurumlarda hissedilmemesi.
İşe girmek için torpilin, terfi etmek için tarafgirliğin, ayakta kalmak için biatın gerektiği bir şehir düzeni, kimseye fayda getirmez.
Beytülmalin emanetiyle oynamak, sadece bugünü değil, geleceği de kirletir.
Yeni gelen yöneticilere düşen görev, bu zübük düzenini ıslah etmektir.
Urfa halkı, artık sahici bir değişim, adaletin tesisi, emeğin karşılığını istiyor.
Kısacası, “eski hamam, eski tas” devrinin kapanmasını bekliyor.

Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.






