RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Ahin Ahin Güneş
15.03.2026 13:18 · 46

15 Mart: 17 Canın Hatırlattığı Gerçek

Yorumlar
15 Mart: 17 Canın Hatırlattığı Gerçek

15 Mart…
Şanlıurfa’nın hafızasına kazınan bir tarih.

2023 yılında yaşanan sel felaketinde 17 insan hayatını kaybetti.
Bu acı, sadece bir doğal afetin değil; aynı zamanda ihmaller zincirinin de sembolü olarak hafızalarda kaldı.

İşin en acı tarafı ise şu gerçeğin herkes tarafından bilinmesidir:
Meteoroloji o günlerde gelecek aşırı yağışları günler, hatta haftalar öncesinden duyurmuştu.

Uyarılar vardı.
Veriler ortadaydı.
Risk biliniyordu.

Ama şehir hazırlanmadı.

Dere yatakları temizlenmedi.
Su tahliye sistemleri yeterli şekilde kontrol edilmedi.
Riskli bölgelerde gerekli tedbirler alınmadı.

Ve sonuç olarak 15 Mart 2023 günü Şanlıurfa’da yaşanan sel felaketi, 17 insanın hayatına mal oldu.

Bir şehirde insanlar hayatını kaybediyorsa, bu olay yalnızca “doğal afet” olarak tanımlanamaz.
Doğa yağmurunu yağdırır; ama bir şehrin o yağmura nasıl hazırlandığı insanların sorumluluğundadır.

Daha düşündürücü olan ise bu acı olayın ardından yaşananlardır.

Bu büyüklükte bir felaketten sonra toplum doğal olarak bazı şeyler bekler.
Çünkü ortada sıradan bir olay değil, 17 insanın hayatını kaybettiği bir felaket vardır.

Böylesi bir tabloda kamuoyu şu soruların cevabını görmek ister:
O gün yaşananlarda ihmal var mıydı?
Varsa kim sorumluydu?
Kim görevini zamanında ve gerektiği şekilde yerine getirmedi?

Bu soruların ortaya çıkarılması için soruşturmalar yapılması, sorumluların belirlenmesi ve kusuru olanların hukukun önünde hesap vermesi beklenir.

Ancak aradan geçen zaman içinde, 17 cana mal olan bu felaketle ilgili kamu vicdanını tatmin edecek ölçüde bir soruşturma yürütüldüğünü ya da sorumluluğu bulunan kişilerin adalet önünde hesap verdiğini göremedik.

Oysa dünyanın birçok ülkesinde böylesine büyük felaketlerin ardından yöneticiler yalnızca hukuki sorumlulukla değil, siyasi sorumluluk anlayışıyla da hareket ederler.
Görevlerini gerektiği gibi yerine getiremediklerini düşündüklerinde kamu vicdanına saygı gereği istifa etmeyi dahi bir sorumluluk olarak görürler.

15 Mart: 17 Canın Hatırlattığı GerçekBizde ise ne yazık ki farklı bir tablo yaşandı.

Hatta dönemin en yetkili ismi olan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’ün, kameralar karşısında “Bu sorumluluk bana ait değil” şeklindeki açıklaması hafızalara kazındı.

Bu sözler, yalnızca bir açıklama olarak kalmadı;
15 Mart’ta kaybettiğimiz 17 insanın ardından her yıl dönümünde yüreklerde yeniden hissedilen acının da sembollerinden biri hâline geldi.

Ve bugün 2026 yılındayız.

2026 yılında Şanlıurfa, son elli yılın en yoğun kar yağışlarından birini yaşadı.
Bu yoğun kar yağışının ardından gelen aşırı yağmurlar ve yer yer oluşan su baskınları, aslında 2023 yılındaki sel felaketinden bile daha büyük bir risk oluşturabilecek boyuttaydı.

Ancak bu kez şehir farklı bir tablo ortaya koydu.

Başta Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Şanlıurfa Emniyet Müdürü Atilla Aksoy, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Naci Aldemir, ilçe belediyeleri ve ilgili kurumlar büyük bir koordinasyon içerisinde süreci yönetti.

Kar yağışı sürecinde yapılan hazırlıklar, ardından gelen yağışlarda alınan tedbirler ve kurumlar arasındaki koordinasyon sayesinde şehir, büyük bir felakete dönüşebilecek bir süreci bir tek insanın burnu dahi kanamadan atlattı.

15 Mart: 17 Canın Hatırlattığı Gerçek

Bu tablo bize çok açık bir gerçeği bir kez daha gösterdi:

Bir şehirde sorumluluk sahibi olanlar görevlerini yerine getirdiğinde, afetler felakete dönüşmez.

Ancak bütün bu takdir edilmesi gereken çalışmalara rağmen, 2023 yılında yaşanan sel felaketinden sonra bazı alanlarda hâlâ eksikliklerin devam ettiği de görülmektedir.

Özellikle Karayolları ve DSİ Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan dere yatakları, köprülü kavşaklar ve sel riskinin yüksek olduğu bazı bölgelerde yürütülen ıslah çalışmalarının aradan üç yıl geçmesine rağmen henüz tamamlanmamış olması dikkat çekmektedir.

Bugün hâlâ ana arterlerde Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluğundaki bazı dere ve köprü ıslah çalışmalarının devam ediyor olması, 2023 yılında yaşanan felaketten çıkarılması gereken derslerin tam anlamıyla hayata geçirilmediğinin en somut göstergelerinden biridir.

Şanlıurfa artık şunu hak ediyor:

Her güçlü yağmur yağdığında insanların tedirgin olduğu bir şehir değil;
vatandaşların güvenle yaşayabildiği, ulaşımın ve şehir hayatının sağlıklı şekilde devam edebildiği bir şehir.

Dileğimiz odur ki;
2026 yılında ortaya konulan koordinasyon ve sorumluluk anlayışı kalıcı hale gelir.

Ve bu şehirde yaşayan insanlar bir daha hiçbir yağmurda, hiçbir afette hayatları için endişe etmek zorunda kalmaz.

Çünkü bir şehrin gerçek gücü,
felaket yaşandıktan sonra değil,
felaket yaşanmadan önce aldığı tedbirlerle ölçülür.

Hayatı, doğruları, ülkesini, şehrini ve insanını seven herkese saygıyla.



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu