RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Melisa Melisa Toprak
16.01.2026 21:13 · 86

Bir Kahve Soğuyana Kadar: Zaman

Yorumlar
Bir Kahve Soğuyana Kadar: Zaman

Efsaneye göre kahve, keçiler aracılığıyla keşfedilmişti. Ufak, yuvarlak ve kırmızı meyveleri yedikten sonra yorulmadan oradan oraya zıplayan keçileri fark eden bir çoban, bu tuhaf canlılığın kaynağını merak etmişti. Böylece bir ağacın gölgesinden, yalnızca bir içecek değil; uyanıklık, bekleyiş ve zamanla kurulan uzun bir ilişki doğmuştu.

O günden sonra kahve, sadece uyanık kalmak için içilen bir içecek olmadı. Zamanla sohbetlerin arasına karıştı, bekleyişlere eşlik etti, kitap sayfalarının kenarında sessizce durdu. Bazen aceleyle, bazen fark edilmeden soğudu. Keçilerin hareketliliğiyle başlayan o efsane, bugün masalarımızın üzerinde ağır ağır akan zamanla devam eder oldu.

Bir kahve soğuyana kadar geçen sürede insan bazen bütün günü düşünür ve o güne kendini tabi tutar.Masada duran fincan, aceleyle başlanmış bir sabahı; yarım bırakılmış cümleler, akşamdan kalma yorgunluğu hatırlatır.Hayat, çoğu zaman büyük kararlarla değil, kahvelerin soğuma hızına göre akar.

Bu akış kimi zaman çarkı bozulan bir saate benzer. Bu saat elimizde çalışırken saat, duvara asıldığında yelkovanı artık işi bırakmış gibi olur .Duran saat, zamana karşı duran koca bir zamansızlıktır.Masanın üzerinde unuttuğumuz kahvenin soğuması da buna benzer. İlk yudumda gelen o geç fark etme hâli, duran saatleri hatırlatır.Zaman akarken kahve soğur; zaman durduğunda ise tadı artık soğuk ve acıdır.

Unuttuğumuzun sadece kahve değilde, kendimizin olduğunu fark ettiğimiz o an. Dar bir masanın köşesinde duran karton bardak, zil sesiyle birlikte biraz daha soğur.Kahveyi içmek için değil, durmak için almıştık oysa; ama durmak da aceleye gelmişti. Soğuyan kahve, yarım kalmış bir kitap ve devam eden zaman. Bir bakıma ne kahvenin tadı geliyor ne de zamanın kaybolmuş olması.

Bazı zamanlar ise kahveyi unutmak aslında kötü değil iyi bir unutuştur. Bu zamanlar bir sohbet uzadıkça kahve fark edilmeden soğuması, bir cümlenin ardından gelen gülüş, fincanı masada biraz daha bekletir. Kitaba daldığımızda da olur bu; sayfalar ilerlerken kahve sessizce kendi hâline bırakılır. İçmek için değil, durmak için alınmış gibidir artık. Soğuduğunda şaşırtmaz, aksine o anın bir parçası gibi kabul edilir. O mutluluk anı ve geriye kalan bir kahve dumanı.

Bir kitabın içinde kaybolduğumuz zamanlarda vardır. Yazarla konuştuğumuz, karaktere akıllar verdiğimiz, kötü olanlara kızdığımız hikâyenin içinde kendimize yer bulduğumuz anlar. İşte o an bir kahvenin masada unutuluşunun o sıcak gülümsemesi.

Kahveyle çıktığımız bu yolculukta dönüp baktığımızda, meselenin kahve olmadığını fark ediyoruz. Asıl olan, geçen zamanın bize yaptıklarını bir fincan üzerinden okuyabilmek. Soğuyan bir kahve, yarım kalmış bir kitap, yazmaya çekindiğimiz bir yazı ya da söyleyemediğimiz sözler… Bekletildiğinde soğuyan ve yarım kalan her şey, akıp giden zamanın sessiz bir habercisi aslında.

Soğuyan her şey, zamanını beklerken altında ezildiğimiz duyguların bir yansımasıdır. Masamızdaki kahveyi yenilemenin, sıcak bir sohbeti başlatmanın, yarım kalmış bir kitabı yeniden açmanın ve içimizde kalan sözleri söylemenin tam zamanıdır. Bu yazıyı nerede ve ne zaman okuyorsanız, oradan başlayın. Zaman uzun görünebilir ama hayat kısa. Zamanı yakalamanın tam sırası.

Bir Kahve Soğuyana Kadar:Zaman



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu