RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Melisa Melisa Toprak
17.08.2026 13:43 · 27

Eğitim bir yariş değil, bir insan inşa etme meselesidir

Yorumlar
Eğitim bir yariş değil, bir insan inşa etme meselesidir

Eğitimi ne zaman yalnızca sınav sonuçlarıyla konuşmaya başladık, o zaman eğitimin ruhunu yavaş yavaş kaybeder olduk. Bir çocuğun kaç soru doğru yaptığı, hangi okulu kazandığı, kaçıncı olduğu elbette önemlidir. Fakat insanı yalnızca bir puana, bir sıralamaya, bir başarı belgesine indirgemek; onun hayallerini, korkularını, yeteneklerini, vicdanını ve karakterini görmezden gelmektir.

Oysa eğitim, bir test kitapçığındaki doğru cevaplardan çok daha büyük bir meseledir. Eğitim; insan yetiştirmektir. Bir çocuğun zihnine bilgi koyarken kalbine merhamet, davranışlarına sorumluluk, sözlerine nezaket, düşüncelerine özgürlük kazandırabilmektir.

Bugün eğitim sistemimizin en büyük meselelerinden biri belki de tam burada başlıyor:

ÇOCUKLARIMIZI HAYATA MI HAZIRLIYORUZ, SINAVA MI?

Çocuklarımızın hayatını daha iyi bir gelecek kurabilmeleri için sınavlara hazırlıyoruz. Fakat bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki sınav, hayatın kendisi hâline geliyor. Çocuk sabah gözünü açtığında deneme sınavını, akşam yatağa girdiğinde netlerini düşünüyor. Başarısı puanla ölçülüyor, başarısızlığı birkaç yanlış soruya indirgeniyor. Bir çocuk, henüz hayatın ne olduğunu anlamaya çalışırken kendisini sürekli bir yarış pistinin üzerinde buluyor.

Oysa çocukluk bir yarış değildir. Gençlik de bir sıralama tablosu değildir. İnsan hayatı, başkasının önüne geçmekten ibaret değildir.

DERSHANE, TİCARETİN YAPILDIĞI BİR BİNA DEĞİL; GELECEĞİN ŞEKİLLENDİĞİ BİR EĞİTİM YUVASI OLMALIDIR.

Gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki: YSD Eğitim Kurumları için eğitim, yalnızca sınavlara hazırlık süreci değildir. Eğitim; öğrencinin akademik başarısını geliştirirken aynı zamanda özgüvenini, sorumluluk duygusunu ve hayata bakışını güçlendiren uzun bir yolculuktur.

Her öğrencinin farklı bir hikâyesi, farklı bir öğrenme biçimi ve farklı bir hedefi olduğunu düşünerek ilerlenir.  Bu nedenle başarıyı yalnızca puanlarla değil; emek, gelişim, disiplin ve karakter ile birlikte değerlendirilir.

YSD’de amaç, öğrenciyi yalnızca bir sınava değil, hayata hazırlamaktır.

Öğrenciyi sınavın nesnesi değil, kendi geleceğinin öznesi haline getirmeyi amaçlayan bir kurumdur.

ÖĞRETMENİN GÖREVİ SADECE KONU ANLATMAK DEĞİLDİR

Eğitimin merkezinde öğretmen vardır.

Öğretmen, yalnızca müfredatı yetiştiren kişi değildir. Öğretmen bazen bir öğrencinin hayatında ailesinden sonra en fazla iz bırakan insandır. Bir öğretmenin “Sen yapabilirsin.” cümlesi, yıllar sonra bile bir öğrencinin zihninde yankılanabilir.

Bir öğretmenin küçümseyen bakışı ise yine yıllarca unutulmayabilir.  Bu nedenle öğretmenlik, yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Öğretmen öğrencisine sadece bilgi vermemeli, ona öğrenmeyi öğretmelidir. Bir çocuğun eline yalnızca soru bankası değil, merak da bırakmalıdır. Çünkü eğitim, çocuğun zihnini bilgiyle doldurmak değil; zihninde yeni pencereler açmaktır. Bir öğrenci sınavdan sonra kitabını kapatıp unutuyorsa, belki sınavı kazanabilir ama eğitimin asıl hedefini henüz yakalayamamıştır.

DERSHANELER YARIŞIN DEĞİL, YOLCULUĞUN REHBERİ OLMALI

Dershanelerin tabelalarında başarı oranları, derece yapan öğrenciler, yüksek puanlar elbette yer alabilir. Fakat bir eğitim kurumunun asıl başarısı yalnızca derece yapan öğrencilerle ölçülmemelidir. Çünkü her öğrencinin başlangıç noktası aynı değildir. Kimi öğrenci zaten güçlü bir akademik altyapıyla gelir. Kimi öğrenci ise eksikleriyle, korkularıyla, ailesinin beklentileriyle, ekonomik imkânsızlıklarıyla gelir. Eğitim kurumunun gerçek mahareti, güçlü öğrenciyi daha da ileri taşımak kadar geride kalan öğrencinin elinden tutabilmektir. Bir öğrencinin 450 puandan 480 puana çıkması elbette başarıdır. Ama 250 puandan 350 puana yükselen bir öğrencinin hikâyesi de en az onun kadar değerlidir. Çünkü eğitimde başarı, yalnızca ulaşılan sonuçla değil; çıkılan yol ile de ölçülmelidir. Bu nedenle dershaneler öğrencileri birbirleriyle yarıştırmak yerine, öğrencinin dünkü hâliyle bugünkü hâlini karşılaştırmalıdır.

ASIL RAKİP, YAN SIRADAKİ ÖĞRENCİ DEĞİL; İNSANIN KENDİ POTANSİYELİDİR.

Biz çocuklarımızı yalnızca iyi bir üniversiteye mi hazırlıyoruz, yoksa iyi bir hayata mı?

Çünkü üniversite kazanmak bir hedef olabilir. İyi bir meslek edinmek bir hedef olabilir. Yüksek puan almak bir hedef olabilir. Ama bunların hiçbiri eğitimin nihai amacı değildir. Eğitimin nihai amacı, insanı kendisinin daha iyi bir hâline ulaştırmaktır. Bu yüzden dershaneler yalnızca sınav takviminin takip edildiği yerler olmamalı; hayallerin büyütüldüğü, korkuların yenildiği, kitapların açıldığı, fikirlerin konuşulduğu, karakterlerin şekillendiği mekânlara dönüşmelidir. Çünkü çocuklarımız birer puan değildir.Birer sıralama değildir. Birer kayıt numarası değildir. Onlar birer hayattır. Ve her hayat, doğru dokunuşla bambaşka bir geleceğe dönüşebilir.

Eğitim bir yarış değildir.

Eğitim, insan inşa etme sanatıdır.



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu