RUHA TV Canlı Yayın (eski siteden)
Güncel - YaşamÖzel haberAsayişEkonomiSiyasetSporDünyaRöportajKültür-TurizmGündemEğitimBilim ve TeknolojiVideoBelediye haberleriFoto GaleriTarımYazarlarSağlık
Anasayfa Makaledetay
Melisa Melisa Toprak
31.07.2026 13:32 · 46

İyilik: İnsan fıtratının sessiz tercihi

Yorumlar

İnsan, yeryüzüne yalnızca etten ve kemikten ibaret bir varlık olarak gelmez. Onunla birlikte umut gelir, merhamet gelir, öfke gelir, hırs gelir; kısacası birbirine zıt nice duygu aynı kalpte filizlenmeye başlar. Belki de insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, bu duygular arasında her gün yeniden seçim yapabilmesidir. Çünkü insanın fıtratında hem iyiliğe hem de kötülüğe meyil vardır. Asıl mesele, hangi tarafı beslediğimizdir.

Hayat, büyük kahramanlık hikâyelerinden çok, küçük tercihlerin toplamıdır. Sabah kapıyı açarken birine tebessüm etmek, yaşlı birine yol vermek, kırılan bir kalbi onarmaya çalışmak ya da tam tersine kırıcı bir söz söylemek, görmezden gelmek, bencilliği seçmek… Bunların her biri insanın karakterini inşa eden tuğlalardır. Hiç kimse bir günde bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü olmaz. İnsan, attığı adımlar kadar iyidir; yaptığı tercihler kadar kötüdür.

Bugün dünyanın birçok yerinde savaşlar yaşanıyor, insanlar açlıkla mücadele ediyor, çocuklar gözyaşı döküyor. Aynı dünyanın başka bir köşesinde ise tanımadığı bir çocuğun eğitim masrafını üstlenen insanlar, afet bölgelerine koşan gönüllüler, hasta bir hayvanı tedavi ettirmek için seferber olan gençler var. Aynı gökyüzünün altında hem kötülük hem de iyilik yan yana yaşıyor. Bu durum bize tek bir gerçeği hatırlatıyor: Dünyayı değiştiren şartlar değil, insanların seçimleridir.

Fıtrat, insanın özüdür. Ancak öz, kader değildir. Bir tohumun içinde koca bir ağacın ihtimali nasıl saklıysa, insanın içinde de iyiliğin ve kötülüğün ihtimali birlikte bulunur. Hangisinin büyüyeceğine ise alışkanlıklar, çevre, vicdan ve irade karar verir. Kötülük çoğu zaman daha hızlı sonuç verir; öfke kolaydır, kin kolaydır, intikam kolaydır. İyilik ise emek ister. Affetmek cesaret ister. Merhamet göstermek güçlü olmayı gerektirir. İşte bu yüzden iyilik sıradan bir davranış değil, bilinçli bir seçimdir.

İyilik bulaşıcıdır. Bir kişinin attığı küçük bir adım, hiç ummadığı kadar büyük halkalar oluşturabilir. Gülümseyen bir yüz başka bir yüzü güldürür. Umut veren bir söz, umutsuz bir insanın yeniden ayağa kalkmasını sağlayabilir. Bazen bir kitap hediye etmek, bazen sadece dinlemek, bazen de sessizce yanında olmak en büyük iyiliktir. Çünkü insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, anlaşıldığını hissetmektir.

Ne yazık ki kötülük de bulaşıcıdır. Hakaret hakareti doğurur. Şiddet yeni şiddetleri besler. Nefret, büyüyerek toplumun damarlarına işler. Bu yüzden her kötülük yalnızca onu yapanı değil, çevresindeki insanları da etkiler. Bir çocuğun şiddet gördüğü evde büyümesi, onun gelecekte aynı davranışları normalleştirmesine sebep olabilir. Bir toplumda adalet duygusu zedelenirse güven de yavaş yavaş kaybolur. Kötülük, yalnızca bireyi değil, toplumu da yıpratır.

İnsan çoğu zaman kötülüğün kaynağını dışarıda arar. Suçu şartlara, zamana ya da başkalarına yükler. Oysa gerçek mücadele insanın kendi içindedir. Kibirle tevazu, bencillikle paylaşmak, öfkeyle sabır her gün aynı kalpte karşı karşıya gelir. Dışarıdaki savaşlardan önce içerideki savaşı kazanmak gerekir. Çünkü kendini yenemeyen insan, dünyayı değiştiremez.

Eskiler güzel bir söz söyler: "Kalp neyle dolarsa dil onu söyler." Gerçekten de insanın iç dünyası zamanla davranışlarına yansır. Sürekli öfkeyle beslenen bir kalp huzur dağıtamaz. Sürekli kıskançlıkla yaşayan biri başkasının mutluluğuna sevinemez. Fakat sevgiyle, merhametle ve şükürle beslenen bir kalp de etrafına umut olmaktan geri durmaz. İyilik önce içeride başlar, sonra dışarı taşar.

İnsan bazen yaptığı iyiliklerin karşılığını hemen görmek ister. Teşekkür bekler, takdir bekler, alkış bekler. Beklediğini bulamayınca da kırılır. Hâlbuki gerçek iyilik, karşılık beklemeden yapılabilendir. Çünkü iyiliğin en büyük ödülü, insanın kendi vicdanında hissettiği huzurdur. Kimsenin görmediği bir yardım, belki de en kıymetli yardımdır. Gizli yapılan iyilikler, gösterişten uzak olduğu için daha samimidir.

İnsan, yaptığı kötülüklerle değil, yaptığı iyiliklerle hatırlanmayı seçebilir. Hayat bize her gün yeni bir fırsat sunuyor. Bugün kırdığımız bir gönlü onarabiliriz. Bugün özür dileyebiliriz. Bugün affedebiliriz. Bugün paylaşabiliriz. Çünkü iyilik ertelenmeye gelmez. Bir gün yaparım dediğimiz nice güzel davranış, belki de hiç gelmeyecek bir yarına bırakılmış olur.

Belki de insanın gerçek sınavı, kötülük yapabilecek güce sahip olduğu hâlde iyiliği tercih edebilmesidir. Öfkelendiğinde susabilmek, incitildiğinde incitmemek, haksızlığa uğradığında adaletten vazgeçmemek… İşte karakter tam da burada ortaya çıkar. İyilik, zayıflık değil; güçlü bir iradenin eseridir.

Sonuç olarak insanın fıtratında hem iyilik hem de kötülük vardır. Bu gerçeği inkâr etmek mümkün değildir. Ancak bizi tanımlayan, içimizde bulunan ihtimaller değil; onları nasıl yönettiğimizdir. Her sabah uyandığımızda önümüzde iki yol belirir. Biri kolay ama yıkıcı olan kötülüğün yolu, diğeri sabır isteyen ama insanı yücelten iyiliğin yolu. Hangi yolu seçeceğimiz yalnızca bizi değil, ailemizi, çevremizi ve gelecek nesilleri de etkiler.

Belki dünyayı tek başımıza değiştiremeyiz. Fakat bir insanın hayatını değiştirebiliriz. Bir kalbi onarabilir, bir umudu yeniden yeşertebilir, bir çocuğun geleceğine dokunabiliriz. Ve bazen bütün insanlık tarihi, tek bir iyi insanın doğru zamanda yaptığı küçücük bir iyilikle yön değiştirebilir. Çünkü iyilik, insanın fıtratında bulunan en güzel ihtimaldir. O ihtimali yaşatmak ise hepimizin omuzlarında taşıdığı en büyük sorumluluktur.



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu